Pentax Türkiye Topluluğu
Pentax Dışı => Genel Konuşma Forumu => Konuyu başlatan: vedib - 22 Ocak, 2013, 14:13:59
-
Pinhole tekniği, Lomografi, Strobist, shutter, panorama,tripod vb. kelimeleri bilmemek sanki fotoğrafçılığı bilmemek anlamı taşımaya başladı. Bu terimler bana fazla şişirilmiş ve gereksiz geliyor. Artık fotoğraf forumlarında ne kadar ecnebi kelime sokuşturursan o kadar bilgili anlamı taşımaya başladı. En pahalı ekipmanı satın alıp, sonra dijital müdahalede bulunmak makbul oldu. Ama işin aslı fotoğrafçılık maktul oldu. Zaten üretici firmalar her türlü müdahaleye olanak tanıyan yazılımları fotoğraf makinesine eklemiştir.
Fotoğraf; kelime anlamı ışıkla yazmak anlamı taşıyor, En önemlisi ışığı kullanmak adına bilgiye raslamak pek azdır. Fotoğraf Sanatçısı olmak için öncelikle resim bilgisine ihtiyaç vardır, ama fotoğraf forumlarını gezdiğimizde genç fotoğraf sanatçılarından geçilmez oldu. Forumdan hızla kaçan üstadların dediği gibi "Sıradışı giyim ve yaşam ile parasoleyli veya iri objektifli DSLR'yi boynuna tak.. al sana Fotoğraf Sanatçısı"..... Toplum olarak bazı terimlerin anlamlarını karıştırıyoruz.
Siz siz olun kendi dilinizi kullanmanızı tavsiye ederim. Alacalı terimlere hiç gerek yok.
-
Ebru Gündeş = SANATÇI. Gülben Ergen = SANATÇI. Ankaralı (herhangi bir ismi siz uydurun) = SANATÇI. Serdar Ortaç = SANATÇI. Hadise = SANATÇI vs. vs...
Nilüfer'e soruyorlar, "ben yorumcuyum" diyor. Orhan Baba onca sanat geçmişine rağmen, üçü birbirinin aynı şarkı yapıp SANATÇI (!) olmuş başkaları gibi kasılmıyor.
Bu ülkede "Recep İvedik" serisini yapıp sanatçı olan var, sonra Meltem Cumbul Amerika'ya kaçtı diye kadına laf ediliyor.
Picasso veya Dali (ki ikisini de sevmem) resimlerine bakıp, "ne var ben de yaparım bunu" deyip TRT 3'teki rahmetli Bonus Bob'un (Bob Ross) resimlerine hayran hayran bakanlar da var bizde.
Bu yanlış etiketleme konusunda Vedi hocama yürekten katılıyorum. Bir de "o photography" "şu photography" gibi kendini etiketleyen kardeşlerim büyüklerim de var. Yahu "fotoğraf" zaten yabancıca niye illa ingilizcesini yazma ihtiyacı var ki. Hatta neden güzel güzel, adımız soyadımız ile imza atacağımıza sonuna "photography" ekliyoruz. Biz embesil miyiz bakınca onun fotoğraf olduğunu anlamayalım :p.
Bazen bilmeden kullandığımız da oluyor yabancı terimleri. Ben mesela sık sık "tripod" derim ama "sehpa" da dendiğini daha yeni öğrendim. Bir çok diğer kelimeyi de bazn yabancıca kullanıyorum ama öyle öğrendiğim ve (malesef) yerine sonradan üretilmiş bazı abuk kelimeleri kullanmak istemediğim için (ki bu durum sadece fotoğraf ile de sınırlı değil, belgegeçer de demiyorum mesela ;) ).
Yalnız, hocama katılmadığım bir konu var. Dijital müdahale konusu. Eğer Ansel Adams, Ara Güler saatlerini karanlık odada geçirdikten sonra o fotoğrafları bize en güzel halleriyle sundularsa bir bildikleri vardır elbet. Kaldı ki, en iyi ekipman dahi (gerek filmli zamanda gerekse şimdi) bizim almak istediğimiz neticeyi alamıyor. Hocam kusura bakma ama, benim gözüm HDR görüyor ise (benim de sık sık yaptığım abartılı HeDeRe den bahsetmiyorum) ve makinam bunu bana veremiyorsa 3 veya 5 poz çekip onu HDR yaparım, bir insanın yüzündeki çizgileri yeterli şekilde alamıyorsam (beceriksizlik de buna dahil) "dragan" vari bir işlem ile düzeltirim ki lezzeti gelsin. Tereyağlı pilav ile sade suya pilav misali diyelim :).