Bir fotoğrafçıyı bekleyen en büyük tehlike fotoğrafını çektiği sahnenin kendisine verdiği duyguları aynen seyircisine yansıtamamasıdır. Bir başka deyişle fotoğrafçının sahneyi çekerken sahnenin içinde bulunduğu andaki duyguları nedeniyle, o fotoğrafının seyircide oluşturacağu duygulanımın kendisininkiyle aynı olamamasıdır. Bunda en büyük etken fotoğrafçının sahnenin içindeyken edindiği duygulardır. Fotoğrafçı objektifin gördüğü alan haricinde, renk koku, o andaki psikolojik hali, hatta sahnenin içindeyken edindiği sosyal ilişkiler fotoğrafçı kendi fotoğrafını sonradan izlerken o fotoğrafa sonradan bakışını etkiler. Halbuki seyircinin böyle bir şansı yoktur, o sadece objektifin çektiği sahneyi fotoğrafçıya oranla çok daha mekanik ve iki boyutlu bir şekilde görür, çünkü fotoğrafçının o sahneyi çekerken edindiği renkler kokular, arkadaşlarıyla geçirdiği sevinçli veya üzgün anlardan yoksundur, beyninde fotoğrafçı gibi böyle imge hatıralar oluşmamıştır. Buna en iyi örnek olarak bir aile fotoğrafı asla seyircide fotoğrafçıda oluşturduğu duyguyu uyandırmaz, çünkü onda fotoğrafçıda olan sosyal ilişkiler yoktur. Veya fotoğrafçının sevinşli bir ruh haliyle çektiği bir peysaj fotoğrafının fotoğrafçının o fotoğrafa bakarken onda yarattığı ruh hali seyircide aynen oluşması çok az bir ihtimaldir, çünkü fotoğrafçının o sahneyi gördüğü anda fotoğrafçının, sahnenin kendisinde yarattığı başka psikolojik etkilerden seyirci yoksundur.
Kısalık açısından bu durumu düzeltme faktörlerinin ilk şıklarını yazmak zorundayım. Bu duruma karşı alınacak birinci önlem, sadece seyirci gibi düşünmeye çalışmak değil, tecrübesiyle bir sahnenin fotoğrafının seyircide ne gibi bir duygulanım yaratacağını önceden planlayarak o sahneyi çekmesi ve bu yolla fotoğrafçının seyircisine kendi duygularını aktarması en kısa yoldur. Bu yolun başarılı olmasındaki en önemli faktör ise takdir edersinizki fotoğrafçının ön görüsü ve teknik değil ama duygularını aktarma tecrübesidir. Teknik olarak ise sahnenin mesajını çarpıtabilecek, bulanıklaştırabilecek diğer öğeleri sahneden kompozisyon olarak ayıklayarak seyircide daha açık ve net, verilmesi istenen belirli bir mesaja bağlı duygulanım oluşturabilme yeteneğidir.